Gre-No-Li


‘’Alla goda ting är tre.’’

Norrköping, İsveç’in güneybatısında bulunan 87.000 nüfuslu, ülkenin en büyük 10. şehridir. Tekstil endüstrisi ve liman kenti olmasıyla meşhurdur.
(Tekstil demişken H&M de Norrköping’e 150 km – 2 saat - uzaklıkta bulunan Vasteras şehrinde kurulmuştur.) Norrköping, İsveç’e seyahat ederseniz ve burada bulunan akrabalarınızı ziyarete gelmeyecekseniz seyahate değer bir şehir değil. Şehir 35 km² ‘lik bir alana sahip. Bizim Şişli Belediyesi kadar. Bi’ uğrayıp geçersiniz. Susurluk’ta durup tost-ayran yapmak gibi.

Fakat bu şehri özel kılan ise, sportif anlamdaki başarıları. Allsvenskan 2015’i (İsveç Ligi) Göteborg’un 3 puan önünde şampiyonlukla tamamladılar. Bu onlar için çok çok büyük bir başarıydı çünkü takımın en son şampiyon olduğu sezon 1989’du. 1989’dan önce de 1963’de şampiyon olmuşlardı. 26 yılda bir şampiyonluk. 2016-17 UEFA Şampiyonlar Ligi’nde 2. Tur Ön Eleme maçları oynayacaklar.

2015 sezonunun gol kralı ise tanıdık bir isim olmuştu. Kayserispor’da ve Elazığspor’da kiralık olarak forma giyen Emir Kujovic. Elazığspor’da forma giydiği maç sayısı 3. Alkış. 2016 sezonuna da müthiş başladılar ve liderliklerini sürdürüyorlar.

Norrköping’in aslında İsveç tarihi açısından önemi büyük. Allsvenskan’ı 13 şampiyonlukla en çok kazanan üçüncü takım. Göteborg’un da 13 şampiyonluğu bulunuyor fakat lig performanslarına göre sıralandığında Göteborg Norrköping’i istatistiki anlamda geçmiş bulunuyor.

Buradan Norrköping’in tarihine geçiş yapacağım fakat bir şeyi belirtmem gerekir. Zlatan Ibrahimovic bu ülkenin başına gelen en güzel havadislerden biridir. Ama unutulmaması gereken bir oyuncu vardır ki, futbol tarihinin ilk ‘trio’larından birinin oluşmasına vesile olmuştur ve başrolü oynamıştır.



Gunnar Nordahl
Nordahl 1921 tarihinde Umea şehrinin Hörnefors bölgesinde dünyaya geldi. 8 yaşında okul bahçesinde futbol oynamaya başladı. Spora olan ilgisi inanılmazdı fakat ailesinin bulunduğu zor şartlardan ötürü erken yaşta bira fabrikasında çalışmaya başladı. Futbol aşkı onda bitmiyordu ve her iş çıkışı kendini yeşil sahada buluyordu. Ağabeyleri Bertil ve Knut Nordahl’ın da futbolcu olmasının etkisiyle 16 yaşında Hörnefors’un yerel takımında forma giymeye başladı. Buradaki performansıyla Degerfors’a transfer oldu ve takımının ligi ikinci bitirmesini sağladı. 4 sene burada top koşturmasından sonra son sezonunda gol kralı oldu. Degerfors’daki son sezonunda Malmö’ye attığı müthiş gol yöneticileri bayağı bir etkilemiş olacak ki yazın Malmö ve Norrköping’den transfer teklifleri aldı. Ağabeyi Knut Nordahl’ın oynadığı kulüp olan Norrköping’e transfer oldu. Komik bir sebepti aslında. Kulüp ona kontrat dışında başka bir iş teklifinde daha bulundu: Şehirde itfaiye sorumlusu olmak.
İlk sezonunda muhteşem bir performans sergileyen Nordahl 22 maçta 27 gol attı ve takımının ikinci şampiyonluğunu kazanmasını sağladı. 1946’da Sleipner takımından transfer edilen Nils Liedholm’ün de takıma katılmasıyla yenilmez bir kadro oluşturan Norrköping arka arkaya toplam 4 şampiyonluk kazandı. Liedholm Nordahl’ın attığı gollerin çoğuna asist olarak katkı sağlıyordu. ve Nordahl oynadığı 4 senede de ligin gol kralı seçildi. Norrköping’in altın çağını yaşatan bu ikili İsveç’in olimpiyatlardaki başarısına katkı sağlayacaktı.

1948 Londra Olimpiyat Oyunları’nda hatırlanması gereken bir detay var. İsveç Futbol Federasyonu ülkenin en iyi oyuncuları dışında kimseyi kadroya almadı ve İsveç 12 kişiyle Londra’ya gitti. Rakiplerine ortalama 3 fark atarak olimpiyat şampiyonu oldu. Çeyrek final maçında Güney Kore’ye 12 gol atarak bu alanda bir rekora da sahip oldular. Kadroda Nordahl kardeşlerin dışında, Nils Liedholm ile Göteborg’un başarılı forvet oyuncusu Gunnar Gren bulunuyordu.

Olimpiyat oyunlarında sergiledikleri bu olağanüstü başarı kulüplerin de ilgisinden kaçmadı ve Milan 1949 yılının Ocak’ında Nordahl’ın yanı sıra Gunnar Gren ve Nils Liedholm’le de sözleşmeler imzaladı.

Milan’ın o döneme kadarki şampiyonlukları 1901, 1906 ve 1907’deydi ve bu turnuvalar Prima Categoria şeklinde adlandırılıyordu. Bu sırada yabancı oyuncuların oynatılması gerektiğini savunanlarla, sadece İtalyanlarla oynanması gerektiğini savunan gruplar arasında anlaşmazlıklar oldu. Bu kulüp içi kaos, yabancı oyuncuların da oynatılması gerektiğini savunan yöneticilerin Internazionale Milano’nun kurulmasına sebep oldu.

Sadece 4 veya 6 takımın katıldığı bu ufak çaplı turnuvalarda Milan sadece 3 takımla oynayarak şampiyon olmuştu. Keza Prima Categoria’dan sonra oluşturulan Prima Divisione ve Divisione Nazionale’de de mutlu sona ulaşamayan takım, Genoa’nın üstünlüklerine boyun eğiyordu. Modern Serie A sistemine geçildiği dönemden bu yana şampiyonluk göremeyen takımın en büyük başarısı Bologna’nın ipi göğüslediği 1940-41 senesindeki üçüncülüktü. Inter ise Milan’dan ayrıldığı yıl olan 1908’den itibaren 5 kez şampiyon olmuştu. Kısacası kulüp kaybedenleri oynuyordu ve nitelikli başarılardan söz etmek mümkün değildi.

Serie A kulüplerinin defans hatlarını korkutan üçlü oluşturulmuştu ve Milan için altın dönemleri yaşama sırasıydı.  Gre-No-Li trio’su icraata başlamışlardı ve geldikleri sezona kadar istikrarsız bir performans sergileyen Milan 48-49 sezonunu 3. sırada tamamladı. Takımda oynarken kalede ise Gigi Buffon’un dedesinin kuzeni olan Lorenzo Buffon yer alıyordu. Nordahl 16 golle ilk sezonuna ve İtalyan futboluna ısınma evresine başlamıştı. 49-50’de ise hesaplar karışacaktı. Sadece 5 puan farkla Juventus’un gerisinde kalan Rossoneri ligi ezeli rakip Ambrosiana-Inter’in önünde 2. bitirdi. Nordahl 38 lig maçında 35 gol attı ve ilk capocannoniere’sini kazanmıştı. (Gol krallığı). Bu atak üçlüsünün asıl patlamasıysa 50-51 sezonunda yaşandı. Tam 44 yıl sonra kırmızıları şampiyonluğa ulaştıran üçlü İtalya’da taraflı tarafsız herkesin saygısını kazanıyordu. Nils Liedholm yaptığı asistlerle Nordahl’ı ve Gren’i beslerken, takımın maestrosu haline de geliyordu. Nordahl şampiyonluk sezonunu 34 golle tamamlamıştı ve ikinci gol krallığını da elde ediyordu. Kulüpte geçirdiği 7. sezonda yani 54-55 sezonunda ikinci kez mutlu sona ulaşan bu üçlüyü artık halk isimleriyle çağırmıyordu. Nordahl’a Il Cannoniere (savaş gemisi), Nils Liedholm’e Il Barone, Gunnar Gren’e de Il Professore lakapları takıldı.

Gunnar Nordahl tam 5 kez capocannonieri sahibi olmuştu ve pluricapocannoniere sahibi olarak hala bu rekorun sahibidir. Maç başına 0.77 gol ortalaması tutturarak bu alanda kimseye geçilememiştir. Bu rekora en çok yaklaşan isim de bir dönem Beşiktaş’ı da çalıştıran Inter’in efsane golcüsü Giuseppe Meazza’dır. (0.59). En yakın tarihte ulaşmaya çalışan kişi de 0.54’le Christian Vieri’dir. Gunnar Nordahl halen Milan tarihinin en golcü futbolcusu ve lig tarihinin en çok gol atan 3. futbolcusudur. 2012’de Fransesco Totti onu geçmeyi başarmıştır.



Bu üçlünün birlikteliği Milan tarihine altın harflerle yazıldı. Öyle ki Şampiyon Kulüpler Kupası’nın ilk sezonunda yarı finale kadar yükseldiler fakat iki maç sonunda 5-4’lük skorla diktatör Fransisco Franco’nun finansmanında Avrupa’da hüküm süren Alfredo di Stefano’lu Real Madrid’e elendiler. Madrid o sezonu ve arka arkaya 4 sezonu daha şampiyon tamamlayacaktı.

Nordahl kariyerinin en parlak döneminde Roma’ya transfer oldu fakat evdeki hesap çarşıya uymadı. Norrköping ve Milan’ın ardından bu sefer başarısızlık dönemi baş gösteriyordu. Transfer olduğu sezon Nils Liedholm liderliğinde Milan mutlu sona 6. kez ulaşırken Nordahl’lı Roma düşme hattının yalnızca iki puan önünde 14. sırada ligi tamamlayıp kümede kalmayı başaracaktı. Nordahl bu sefer attığı gollerle takımı ligde tutmuştu. Sonraki sezonda oyuncu menajer olarak kulüpte görev yapan Cannoniere başarıya ulaşamadı ve efsaneleştiği İtalya’dan bir daha geri dönmemek üzere ayrılmak zorunda kaldı.
Onun ayrıldığı ve sağlam bir düşüşe geçtiği dönemlerde ‘’Gre-Li’’, ülkelerinin ev sahipliği yaptığı 58 Dünya Kupası’nda muhteşem bir turnuva yaşatıyordu İsveçlilere. 35 yaşındaki Liedholm ve 37 yaşındaki Gren resmen erken yaşta futbolu bırakan arkadaşları Nordahl’a nazire yapıyorlardı.(27 yaşında Nordahl futbolu bıraktı.) Rasunda’da ve Ullevi’de rakiplerine mutlak üstünlük kuran İsveç finalde Brezilya’ya ve 18 yaşındaki bir çocuğa boyun eğecekti: 5-2



Gunnar Gren turnuvanın takımına seçilirken kariyerini de müthiş bir finalle tamamlıyordu.
Bu sıralarda İsveç’de teknik direktörlüklerle yaşamını sürdüren Nordahl bir türlü başarıya ulaşamıyordu ve 1980 senesinde futbol sahnesinden çekildi. Parasal anlamda sıkıntılar  yaşayan Nordahl, yaşamının son yıllarında İsveç’te bir turizm acentesinde çalışıyordu ve İsveçlilere İtalya’da turistik rehberlik yapıyordu. Yaptığı seyahatlerin birinde ise Giuseppe Meazza stadına davet edilerek takım arkadaşı Nils Liedholm’le beraber onur ödülüne layık görüldüler. Gerek İsveç gerekse İtalya futbol tarihine adını altın harflerle yazdıran Gunnar Nordahl Sardunya Adası’nda küçük bir kasaba olan Alghero’da 73 yaşında hayatını kaybetti.

‘’Alla goda ting är tre.’’
‘’Güzel olan her şey üç tanedir’’
İsveç atasözü



Hayat için bilemem ama futbolda gerçekten her güzel şey üç adettir. Oluşturulan aura ve takım içi uyumu da işin içine katarsanız başarı kaçınılmaz olur. Takım oyunu kavramını en ince detayına kadar işleyen Gre-No-Li, yıllarca birlikte çalışmanın ve maç içerisindeki telepatiyi doğru şekilde uygulayan belki de ilk trio olabilir.