Kriz




Aralık 1957’de FIBA, kulüpler arası bir Şampiyonlar Kupası organizasyonu yapılması kararı alır. 23 takımlı organizasyonun startı 22 Şubat 1958 tarihinde verilir. 4 ayrı grup coğrafi konumlara göre belirlenir:
Kuzeydoğu Avrupa – Orta Avrupa – Güneydoğu Avrupa – Güneybatı Avrupa.
(Güneydoğu Grubu’nda Türkiye’yi, 1957’de ligimizde namağlup şampiyonluğa ulaşan Fenerbahçe’yi sadece 3 sayı fark averajla geçen Modaspor temsil etti.)




Dönemin Belçika Basketbol Ligi şampiyonu Royal IV (bugünkü adıyla RSC Anderlecht-kulüp daha sonra bu şubesini kapattı) ile Lüksemburg şampiyonu Etzella Ettelbrück takımları karşı karşıya gelirler. ASK Riga o sezonun şampiyonu oldu.

İlginç bir detay ise yarı final karşılaşmaları sırasında gelişti. ASK’ın rakibi Real Madrid’di. İspanya’da yaşanan askeri rejim dolayısı ile Francisco Franco’nun sevgili kulübü olarak tanınıyordu Real Madrid. Franco yanlısı otoriteler kulübün Riga’ya gitmesine izin vermediler ve ASK yarı final oynamadan direkt finale yükseldi. Finalde Bulgar temsilcisi Academic(Lukoil)’ i iki maçta da geçerek Euroleague’in ilk sezonunu kazandılar ve tarihe geçtiler. Başlarında ise Avrupa basketbolunun gelişmesinde en kilit rol oynayan, 2005 yılında 77 yaşında hayatını kaybeden, bugün CSKA Moskova’nın maçlarını oynadığı salona ismi verilen efsane Alexander Gomelsky bulunuyordu.




1958 yılından Efes Pilsen’in Barcelona’yı Selanik’te 69-75 yenerek üçüncü olduğu 1999-2000 sezonuna kadar FIBA tarafından düzenlenen organizasyon o yıldan itibaren çatırdamaya başladı. 2000 yılında Euroleague Basketball Company adında Jordi Bertomeu’nun önderliğinde Barcelona’da özel bir organizasyon şirketi kuruldu. Belirtmekte fayda var; FIBA bu 42 yıllık süreç içerisinde ‘’Euroleague’’ isminin tecil hakkını almadı ve bu ismin telifi bulunmadığından Euroleague Basketball Company, hiçbir hukuki süreç gerektirmeden Euroleague ismini kullanabildi. Euroleague’in özel bir organizasyon adı altında liglerini başlatmasının ardından FIBA da bu yola baş koydu ve 2000-2001 sezonu iki ayrı basketbol sezonunun oluşmasına sebep oldu. FIBA, SuproLeague ile Euroleague’in karşısına çıktı. Büyük kulüpler de bu ayrılıktan nasibini aldı ve Panathinaikos, Maccabi, CSKA, Efes FIBA ile yollarına devam ederken,


Olympiacos, Virtus Bologna, Real Madrid, Barcelona, TAU Ceramica ve Benetton Euroleague’e katıldı. 



Düzenlenen tek SuproLeague’i Nate Huffman’lı – ruhu şad olsun - , Anthony Parker’lı, efsane koç Pini Gershon’lu Maccabi, Obradovic’in ‘Pana’sına karşı kazanacaktı. Bu aynı zamanda geçen sezonun EuroLeague finalinin rövanşı olacaktı. (Pana-Maccabi’yi 67-73 yenerek şampiyon olmuştu). Efes, 2000’in ardından üst üste ikinci büyük turnuvayı da Kirilenko’lu CSKA’yı geçerek üçüncü tamamlayacaktı. Kirilenko bu turnuvanın üzüntüsünden olsa gerek ertesi sezon 1. Tur 24. Sıradan Utah tarafından NBA’e adımını atacaktı.

Diğer organizasyon olan FIBA’sız ilk Euroleague’de ise mutlu sona Ginobili’li, David Andersen’li, Adriana Lima’yla 8 yıl evli kalarak istisnasız herkeste bir antipati yaratan Marko Jaric’li ve yine başka bir efsane koç Ettore Messina’lı Virtus Bologna(Kinder) ulaşacaktı. Finaldeki rakibi o zamanlarki adı TAU Ceramica olan Laboral Kutxa’ydı. Finallerin MVP’si ise Manu Ginobili’ydi. Aynı sezon All-Euroleague İkinci Takımı’nda Paul Gasol de yer alıyordu. Barcelona’daki son sezonunda bu unvana layık görülerek Memphis’in yolunu tutmuştu. Manu ise sonraki sezonda da Final-Four görecekti hem de kendi evinde PalaMalaguti’de fakat karşısına bu sefer Obradovic+Kutluay+Bodiroga üçlüsü çıkacaktı. İbrahim Kutluay o maç 22 sayı attı ve takımını galibiyete taşıdı. Finallerin MVP’si Bodiroga seçilmişti. Mirsad Türkcan da CSKA’daki başarılı sezonunun ardından sezonun MVP’si seçilmişti. Hala seçilen tek Türk odur.
Ginobili ise başarılı geçen Bologna kariyerinin ardından Parker ve Duncan’ın yanına katılmaya Texas’a yol alır. Hem de 2.Tur 57. Sıradan.

1 yıl sonra FIBA ve Euroleague yetkilileri bir araya geldiler ve Euroleague’in Avrupa’nın tek basketbol ligi olması kararını vererek SuproLeague’in ortadan kalkması konusunda anlaştılar. FIBA aynı zamanda var olan üçüncü seviye organizasyon olan ve 95-96 sezonunda Efes’in de kazandığı Korac Kupası’nın ismini FIBA Europe League olarak değiştirdi. Euroleague de FIBA’ya ait olan Saporta Kupası’nın tüm haklarını alarak ULEB Cup adı altında kendi organizasyonuna ekledi. FIBA’yla Euroleague’in tam olarak anlaşmaya vardığını da pek söyleyemeyiz. Çünkü FIBA Europe League’i ULEB Cup’a rakip olmak amaçlı düzenlemeye başlamışlardı. Euroleague daha sonra ULEB Cup’ın ismini Eurocup, FIBA da FIBA Europe League’in ismini önce EuroChallenge daha sonra da FIBA Europe Cup olarak değiştirdi. Hatırlarsanız ismi EuroChallenge iken Beşiktaş Milangaz 2011-12 senesinde bu kupayı Debrecen’de Elan Chalon’a karşı kazanmıştı. 2012-13 sezonunda Pınar Karşıyaka Krasnye Krylia’ya, 2014-15 sezonunda da Trabzonspor Medical Park Nanterre’e kendi evlerinde 1er sayı farkla kaybedip kupayı ikinci bitirmişlerdi.

Aradan 15 sezon geçti ve FIBA 21 Mart 2016’da aldığı kararla Euroleague’e rakip olacak bir lig kurdu: Basketball Champions League.
İlk aşamada 32 takım olacak ve bu takımların 24’ü ulusal liglerindeki performanslara göre direkt katılacak. Kalan 8’i ise ön eleme oynayarak katılma hakkı mücadelesi verecek. 4erli 8 takımlı gruplardan oluşacak formatta her takım en az 14 maç yapacak. Final Four’a kalan takımlar totalde 20 maç yapacak. Grupların ilk 4 sırası bir üst tura çıkarken 5 ve 6. sıradaki takımlar FIBA’nın diğer organizasyonu olan FIBA Europe Cup’a katılacak.



Fakat durum 2000-01 sezonundaki gibi sakin geçecek gibi görünmüyor. FIBA, İspanya ve Litvanya takımlarının Euroleague’in yanında yer alacak olmalarından ötürü iki takımı da hem Olimpiyat Oyunları Elemeleri’nden hem de Eurobasket’ten ihraç etmesi fitili ateşleyen hamleler oldu. Euroleague CEO’su Bertomeu FIBA’nın bu kararını acımasızlık olarak değerlendirdi. FIBA tarafından yıllarca düzenlenen bu organizasyonların düşük seviyeli işler olması ibreyi Euroleague’e çeviriyor. Nitekim Euroleague, özelleştirildiğinden bu yana seviyeyi kat be kat artırarak Avrupa basketbolunun şaha kalkmasındaki en büyük etken haline geldi. Bir markaya dönüştürülen bu proje artık NBA’in piyasaya sürdüğü oyunlarda bile yer alıyor. Nitekim Avrupa takımlarının NBA ile her sezon öncesi hazırlık maçları yapmaları da bu projenin ne kadar doğru uygulandığının göstergesi. Daha önceden de NBA takımlarıyla maç yapılıyordu fakat gelişi güzel 2 senede 1 örneğin. Euroleague sayesinde kalitesi gün geçtikçe artan Avrupa basketbolu, FIBA tarafından yıpratılması söz konusu. Euroleague ve FIBA temsilcilerinin İsviçre’de toplanacağı bir görüşme gerçekleştirilecek. FIBA’nın Euroleague’e destek çıkması marka değerini ve pazar payını kuşkusuz artıracaktır fakat FIBA’nın tekel olması halinde sonuçlarının ne olacağını öngörmek biraz harakiri yapmak gibi.