Grandi

Grande Torino efsanesini futbolun tarihini takip edenler bilirler.  Torino  42-43 senesinden 48-49 sezonuna kadar ligi domine etmiş, Filadelfia dışında deplasmanlarda bile bütün takımların korkulu rüyası olmuştu.
Ezeli rakibi Juventus’a bile.
Juve’nin Torino’nun 2. şampiyonluğunu kazanacağı 42-43 sezonuna kadar 7 şampiyonluğu bulunuyordu. Torino ‘’Grande’’ olacağı sezondan itibaren 5 kez arka arkaya lig şampiyonluğunu kazandı. 43-45 sezonları İkinci Dünya Savaşı nedeniyle ve ülkenin faşist liderinin kritik durumundan ötürü oynanamadı. Grande Torino kurduğu kadroyla 5 sezonda totalde 121 galibiyet 17 mağlubiyet 34 beraberlik aldı ve rakip kalelere 400’e yakın gol bıraktı.



49 sezonunun son maçına doğru şampiyonluğunu büyük ölçüde garantilemiş olan Torino kafilesi, takımın gol silahı Valentino Mazzola’nın  yakın arkadaşı olan Benfica’nın efsane kaptanı Jose Ferreira’nın jübile maçı için 1 Mayıs 1949’da Lizbon’a hazırlık maçı oynamak için uçarlar.

Torinolu futbolcuları taşıyan uçak 4 Mayıs 1949 da Torino'ya yaklaşırken Superga Tepesi'nin arka tarafında bir kiliseye çarpar.
Lizbon’daki maça gripten dolayı gidemeyen başkan Ferruccio Novo ve Dino Ballarin’in kendisinin yerini almasıyla kadroya katılmayan yedek kaleci Renato Gandolfi ve minisküsü sebebiyle sezonu kapatan bek oyuncusu Sauro Toma dışında malzemeciler dahil, aralarında 3 gazetecinin de bulunduğu, 18’i futbolcu – 10’u Azzurri’nin vazgeçilmez oyuncularıydı -  31 kişi hayatını kaybetti.  Renato Gandolfi’nin yerine kadroya dahil olan Dino Ballarin kardeşi Aldo’yla beraber aynı uçaktaydı.
6 Mayıs 1949 da yapılan cenaze törenine 500.000 kişi katıldı.
(Takımı taşıyan uçağın markası o dönem ordu adına uçak da yapan Juventus’un patronu olan Agnelli ailesinin FIAT’ıydı.)



Grande Torino’nun efsane kaptanı ve golcüsü Valentino Mazzola uçakta hayatını kaybedenlerden biriydi. Yakın dostunun rızasını kırmamak için Lizbon’a gitmesi onun ne kadar büyük bir futbolcu olduğunun ufak da olsa bir göstergesi. 42 senesinde eşi Emilia Rinaldi’den Sandro adında 45 senesinde de büyük başkanları Ferruccio Novo’ya saygısından ötürü ismini verdiği Ferruccio adında iki oğlu dünyaya gelir.  46 senesinde çift boşanır ve Sandro’nun velayeti babası Valentino’ya verilir.


MAZZOLA’NIN DÖNÜŞÜ
Babası öldüğünde 7 yaşında olan Sandro’ya rivayetlere göre babasının öldüğü çok sonraları söylenmiştir.
Babalarının izinden giden bu iki kardeş futbola Inter’de başlarlar. Küçük kardeş Ferruccio profesyonel olarak futbola başlayacağı mütevazi bir  kulüp olan Marzotto’ya transfer olur. Sandro ise Inter’de kalır ve profesyonel kariyerine startı başlamış olur. Dünya Mazzola’nın sahalara dönmesini 12 sene bekledi.
İlk maçında da Juventus’la karşılaşan takım sahadan 9-1’lik mağlubiyetle Milano’ya döner. (Serie A tarihinin en farklı biten 6. maçı. En farklı biten maç da 47-48 sezonunda Grande Torino 10-0 Alessandria’dır)

Takımın patronu ‘’patron’’ Helenio Herrera’ydı.
Herrera Barcelona’dan Inter’e geldiğinde yanında Grande’nin değişmez orta sahası Luis Suarez’i de beraberinde getirdi, sağ beki Palermo’dan satın aldığı Tarcisio Burgnich’e emanet etti, Trevigliese altyapısından 18 yaşındaki efsane olacak; FIFA oyun serilerinde her zaman All-Star kadrosunda karşımıza çıkan sol bek Giacinto Facchetti’yi transfer etti. Hücum hattını da Sandro, Jair ve Mario Corso üçlüsüne bıraktı.

Takım İtalya’nın ve tüm Avrupa’nın en iyisi haline gelmişti.  Asma kilit anlamına gelen catenaccio taktiği ise Helenio Herrera tarafından icat edilmiştir. Karşı takımın forvetini yakından marke etmek, yeri geldiğinde 9 kişiyle defans yapmak, gol yememek için her türlü varyasyonlara gitmekti catenaccio’nun amacı. Aslında önceki yazımda belirttiğim Gre-No-Li döneminde de uygulanmaya başlamıştı. Büyük bütçeli takımların İsveç’ten Danimarka’dan Macaristan’dan golcü futbolcu transferleri takımları defans yapmaya adeta itiyordu.  Catenaccio’nun ülkede yaygın hale gelmesinden sonrası ise şampiyon olan takımların da attıkları goller düşüşe uğramıştı. Bunu Herrera tekrar hayata geçirdi ve defans hattını inanılmaz derecede güçlendirerek İtalyan Defansı’nı, kaleye duvar örmeyi (bugünlerde Park the Bus) en büyük taktikleri olarak gördü.

Nitekim takım 9-1 yenildikleri seneden 2 sezon sonra şampiyonluk ipini göğüsledi ve 34 maçta sadece 20 gol yediler. 63-64 sezonunda ise ironik bir durum yaşandı. Bologna 7. ve son şampiyonluğunu Inter’in önünde kazandı.  İki takım da 54’er puanla ligi tamamladı, Inter kalesinde 21 Bologna ise 18 gol görmüştü. Bir bakıma Inter kendi silahıyla vuruldu ama o dönem lig sisteminde eşit puanlı takımlar şampiyonluk maçı oynamalıydı. Roma’da oynanan maçta Bologna yine kalesinde gol görmedi bunun üstüne ‘catenaccio’ Inter’e 2 gol birden yollayarak şampiyon oldu.

Inter o sezonun son maçında ise Şampiyon Kulüpler Kupası finalinde Di Stefano’lu Puskas’lı Gento’lu kraliyet ailesini bugünkü adı Ernst Happel Stadyumu olan Prater’de 3-1’le geçerek tarihindeki ilk ‘Şampiyonlar Ligi’ni kazanmıştı. Sandro 2 golle maçın yıldızıydı. Puskas Sandro’nun yanına gelip şunları söyler:
‘’Babana karşı da oynamıştım. Onu resmen bugün gururlandırdın, sana formamı vermek istiyorum’’

65 ve 66 sezonlarında da scudetto’yu kazanan Grande Inter 65 sezonunda Eusebio’lu Benfica’yı kendi evleri San Siro’da 1-0’la yenerek ikinci Şampiyonlar Ligi’ni kazandı.  67’de de Celtic’e karşı Lizbon’da final oynadılar fakat Sandro’nun golü Grande Inter’e yetmedi, Celtic 2-1’le kupayı göğüsledi.

Sandro Mazzola bu dönemde Azzurri’yle kendi evlerinde düzenlenen EURO 68 kupasını da müzesine götürdü. Meksika’da yapılan 1970 Dünya Kupası’nda da final oynadılar fakat karşılarında Siyah İnci vardı ve finalde Aztek Stadı’nda 100.000 kişiye oynadıkları maçta 4-1’le Brezilya’ya boyun ‘eğmek zorunda’ kaldılar.


71 sezonunda ligi 4. kez kazandılar ve Sandro o dönem France Football bugün FIFA tarafından verilen Ballon d’Or’u  kazanmaya çok yaklaşmıştı fakat ödülü merhum Johan Cruyff’a kaptırmıştı. Üçüncü sırada ise bir başka efsane merhum Geroge Best yer almıştı.

17 sezon, 417 maç 116 gol – Azzurri’yle 70 maç 22 gol istatistikleri ve başarılı bir kupa koleksiyonuyla kariyerini noktalandıran Sandro Mazzola babasından devraldığı bayrağı layıkıyla taşıyarak Inter ve İtalya futbol tarihine geçmiştir.

Babasıyla sürekli kıyaslanmasına ve babasından ötürü kazandığı üne karşılık Sandro kendi ismini çabasıyla duyurarak adını altın harflerle futbol tarihine yazdırdı. Babası gibi kendi jenerasyonunun en iyi oyuncularından biri olan Sandro totalde babası Valentino’yla beraber 2 İtalya Kupası, 9 Scudetto, 2 Şampiyon Kulüpler Kupası, 2 Kıtalararası Kupa ve 1 Avrupa Şampiyonası kazandılar. Yüksek ihtimalle Cesare-Paolo Maldini’lerle beraber tarihe geçmiş en başarılı ve kariyerli futbolcu baba ve oğlu olabilirler.

‘’Insieme per sempre
Non importa la distanza
Ama la tira famiglia’’